Eylül 6, 2008 00:52 by
Burak
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematiği farklı;
iki yarımı toplayınca bir etmiyor. İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
Önce yalnızdık.
9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya ağlayarak geldik.
Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi.
Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren,
kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var
dedik.
Korktuk.
"Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık:
"Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var.
O yüzden eksiklik hissediyoruz". Peki, neye sahip olmamız gerekiyor?
Çocukken "yaşımız küçük" diye düşündük. Her istediğimizi yapamıyoruz.
Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek.
Büyüdükçe Bir şey değişmedi.
Yine huzursuzduk. İçimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu:
"Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan?
Nasıl geçecek bu?
Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. İşe girince
geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu
bitirdik. Diploma aldık.
İşe girdik. Kartvizit aldık. Çalıştık. Para kazandık. Taşındık. Araba
aldık. Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik.
Terfi ettik. Kartviziti değiştirdik.
Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık.
Geçmedi."Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu.
Bu sefer de "Sevgilimiz olunca geçecek" dedik. "Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız.
"Beklemeye başladık.
Derken, biri çıktı karşımıza aşık olduk. Ve anında başka biri olduk.
Daha güçlü, daha güzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler,
hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi sağlamamıştı.
Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük.
Sevgilimizin gözlerinde Tanrı' yı gördük.
Işığı gördük."Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk".
Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini söyledi. Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi.
Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi.
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane
bulmak zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden
anladık, bir terslik olduğunu.
Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik.
Fark etmez. Sonuçta aşk bitti.
Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladığımız yere döndük.
Yıllarca uğraştık, eksiğin ne olduğunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her yere baktık.
Öyle mi? Bakmadığımız bir yer kaldı.
İçimize bakmadık.
Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı olabileceğini akıl etmedik.
Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye uğraştık ama kendimizi sevmedik.
Şaşıracak bir şey yok, tabii ki sevmedik.
Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık?
Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık?
Asıl eksiklik, eksik olduğumuzu düşünmekti.
Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı.
Hayatın matematiği farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor.
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor.
"Herkes beni sevsin" diye uğraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart koyuyor, sınır koyuyor.
Oysa "kendime duyduğum sevgi bana yeter" diye düşününce, kendimizi olduğumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor.
Her şey bir oluyor. İşte o zaman perde aralanıyor.
Acı diniyor.
İşte o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun
kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi
yaratılabiliyor.
Sonsuz Sevgilerimle...
CAN DÜNDAR
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Eylül 2, 2008 21:35 by
Burak
Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ´dayan´ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası
sen bir insan olursun oğlum..
Rudyard Kipling
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Ağustos 27, 2008 01:21 by
Burak
Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!
Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!
Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir Şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!
Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!
Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!
NECİP FAZIL KISAKÜREK
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Ağustos 23, 2008 15:14 by
Burak
Eskiden Collector's Zone hesabında topladığınız puanlar ile bedava rapidshare premium hesabı alabiliyorduk.Şimdi bir yenilik daha geldi.Toplamış olduğunuz puanlarla hediyeler alabiliyorsunuz.Hediyeleri görmek için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz:
http://rapidshare.com/rewards.html?punkte=14108
1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi
- Currently 5/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Ağustos 21, 2008 18:02 by
Burak
Aslında aklımda üniversiteye gitmek yoktu.Yani şimdilik.Amacım biran önce yazılımı öğrenmekti.Zaten bunun öncesinde de webmasterlık yaptığım için bu mesleğe yöneldim.Static web sayfaları yapmak veya websitelerini işletip para kazanmak yetmiyordu artık.Dinamik siteler de yapmalıydım.Kendi scriptimi yazabilmeliydim.Bu sebeple okula gitmek yerine yazılım uzmanlığı yolundaki ilk adımı atıp kursa başladım.Aklımda öss'ye girip aöf'ye gitmek vardı.Kurs bittikten bir süre sonra öss'ye girdim ve tercihlerimi yaptım.Bir kere bile kitap yüzü açmayan, tek bir test bile çözmeyen ben 2 yıllık bilgisayar programcılığını kazandım. :D Almış olduğum yazılım eğitiminin üzerine bu okulun diploması güzel olacak sanırım.Belki dikey geçiş bile yapabilirim.Bakalım zaman ne gösterecek.
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Ağustos 20, 2008 09:03 by
Burak
Bir önceki yazdığım yazıyı hatırlıyorum.Üzerinden 8 gün geçti.Zaman çok çabuk akıp geçiyor.1 hafta ne zaman geçti anlamadım bile.Ama sonuçta tatilimi güzel bir şekilde bitirip geldim.Deniz güzeldi, kızlar güzeldi, geceler güzeldi... :D Daha ne olsun.Kafamı toplayıp geldim.Sitelerden ve işlerden biraz uzak kaldım ama olsun o kadar.Telafi edeceğiz bir şekilde.
Şimdilik hoşçakalın =)
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Ağustos 12, 2008 16:18 by
Burak
Uzun zamandır bloguma yazı yazmıyorum.Biraz yoğunum.Başka sitelerle uğraşmaktan fırsat gelmiyor.Aslında yazmak istediğim çok şey var.Ama ilk olarak bugün akşam Alanya'ya gidiyorum.Ne kadar kalacağım belli değil.Sanırım 1 haftayı geçmez.Uzun zamandır tatil yapmamış olmamdan dolayı biraz fazla kalmak istiyorum.İstanbul'un bunaltıcı havasından biraz kurtulmam lazım.Kafa dinlemem lazım.İnternetten uzaklaşmam lazım =) Umarım beklediğim gibi geçer herşey.Alkolün dibine vurucaz sanki yine.Hadi hayırlısı.Sıfırlanmış bir şekilde geri dönmek istiyorum.Kendime reset atıcam.
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Ağustos 3, 2008 20:20 by
Burak
BlogEngine.NET'in 1.4.5 versiyonu duyuruldu.Bir süre sonra www.blogengine.gen.tr adresinden Türkçe versiyonunu indirebilirsiniz.
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Temmuz 24, 2008 22:56 by
Burak
Bu sıcak yaz aylarında bir planınız yoksa 2-3 Ağustos tarihlerinde Ineta Summer Hit 2008'e katılarak hafta sonunuzu güzel bir şekilde değerlendirebilirsiniz.Üstteki resimde hangi konuların işleneceği yazıyor.Kayıt olmak için www.tinyurl.com/inetasummerhit adresini ziyaret edebilirsiniz.
Görüşmek üzere...
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Temmuz 17, 2008 15:23 by
Burak
Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun
- Currently 0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5